Kadınlarda görülen kanserlerin %4ünü, tüm jinekolojik kanserlerin %23 ünü oluşturmakla birlikte kadın genital sistemine bağlı kanser ölümlerinin yarısından sorumludur. Bir araştırmaya göre  Amerika’da yıllık ortalama 25.000 vaka tanı almakta ve yine yaklaşık 12.000 kadın bu hastalığa bağlı kaybedilmektedir. Erken evrelerde 5 yıllık sağkalım oranları daha yüksektir. Evre I de ortalama 5 yıllık sağkalım %90 civarında iken Evre IV’de bu oran %5’e düşmektedir. Tüm evreler birlikte değerlendirildiğinde ortalama 5 yıllık sağkalım %40 civarındadır (Şekil-1).

Şekil -1: Over Kanserinde evrelere göre sağkalım oranları

Over kanserleri genellikle semptomsuz seyreder ve tanı konulduğunda olguların %75’inde tümör overlerin dışına yayılmış yani ileri evre haline gelmiş halde tespit edilir. Bu nedenle jinekolojik kanserler içerisinde “sessiz öldürücü” olarak isimlendirilir.  Ülkemizde  jinekolojik kanserler içerisinde rahim kanserinden sonra ikinci  sıralardadır.

Over kanserleri kanserin gelişme bölgesine göre çok geniş bir spektrum gösterir. Bunlar içerisinde en fazla görülen overin yüzeyel epitelinden köken alan epiteliyal over kanseridir. Tüm over kanserlerinin %90 ını oluşturur.

Erken tanı için herhangi bir test bulunmamakla birlikte bu kanserlerin %15 inin 40 yaş öncesinde ve %25 inin evre I de yakalanabilir olması düzenli jinekolojik kontrollerin önemini göstermektedir. Özellikle Avrupa kaynaklı yayınlarda düzenli ve bilinçli jinekolojik kontroller ile olguların daha erken evrede yakalanabilir olduğunu bildiren çalışmalar vardır. Semptomlar nonspesifik yani herhangi bir hastalıkta da görülebilecek semptomlardır. Bununla birlikte, pelvik bölge yada karında şişlik ,dolgunluk, ağrı ve gerginlik hissi, hazımsızlık, ele gelen kitle hissi over kanserini  düşündürmelidir. Yine, sürekli bulantı, nedeni açıklanamayan ishal ya da kabızlık, cinsel ilişki sırasında ağrı, anormal vajinal kanama, sürekli halsizlik hissi, sırt ağrısı gibi belirtilerde mutlaka doktora başvurulmalı ve pelvik bölge herhangi bir patoloji açısından incelenmelidir.

OVER KANSERİ RİSKİ TAŞIYANLAR

Over kanseri her kadında görülebilir ancak en sık riskli grup özellikleri,

1- Yaş (40 yaşından büyük olmak)

2- Beyaz ırktan olmak

3- Hiç gebe kalmamış ya da doğum kontrol hapı kullanmamış kadınlar

4-Kısırlık tedavisi için ilaç kullanmış olan kadınlar( Fertilite ilaçları)

5- Endometrium  kanseri öyküsü olan kadınlar

6- 50 yaşından önce meme kanseri öyküsü olan kadınlar

7- Genetik: Birinci derece akrabalarından iki tanesinde  over kanseri varsa,  görülme riski yüksektir. Yakın akrabalarından birinde 40 yaş öncesi over kanserinin tespit edilmesi, over kanseri açısından takip edilmeyi gerektirir.

 OVER KANSERİNİ AZALTICI FAKTORLER

Çok sayıda doğum yapmış olmak, doğum kontrol hapları kullanmak, uzun laktasyon dönemleri, tubal ligasyon ve histerektomi gibi durumlarda over kanseri görülme ihtimali azalır. Ancak hiçbir zaman bu oran sıfırlanmaz ve risk her zaman vardır.

TANI

Her türlü jinekolojik kanserin erken tanısı için temel değerlendirme ayrıntılı pelvik muayenedir. Takiben gerekli görüldüğü taktirde görüntüleme yöntemleri (En fazla kullanılan ultrasonografi) ve laboratuvar testleri yapılır.  Ultrasonografide basit görünümlü küçük çaplı kistlerin haricinde her türlü görünüm over kanseri incelem ve/veya takip gerektirir. Laboratuar testlerinden en fazla kullanılan belirteç, CA 125 olarak isimlendirilen tümör markeridir. Ancak, özellikle menopoz öncesi kadınlarda kanser dışı bir çok nedene bağlı olarak yüksek bulunabileceği gibi, erken evre over kanserlerinin %50 sinde normal düzeylerde bulunabilir.

OVER KANSERİNİN TEDAVİSİ

Over kanserinin gerek tanı, gerekse yaygınlığının ortaya konulması ve ilave tedavi gerekliliğinin belirlenmesi için ilk adım cerrahidir. Bir başka deyişle cerrahi köşe taşıdır

Over kanser tedavisi yapılan merkezin durumu oldukça önemlidir. Bu merkezde,  jinekolog onkolog, kemoterapi, radyoloji, jinekopatolojide uzmanlaşmış patoloğun bulunması gerekir. Ayrıca, merkezin birbiri ile koordine çalışan birimlerden oluşması, yoğun bakım reanimasyon ünitesinin bulunması, majör cerrahiler konusunda deneyimli anestezi uzmanlarının bulunan bir merkez olması gerekir. Yine, kemoterapi konusunda özelleşmiş hemşirelerin varlığı, tedavi kadar hastaya sunulan bilgilendirme ve destekte hayati role sahiptir.

Dünyada jinekolojik kanserlere spesifik  çalışan çok ciddi merkezlerde yapılan araştırmalar, over kanserinde ilk cerrahinin doğrudan sağkalıma etkili olduğu, bu operasyonun uygun bir merkezde ve bir jinekolog onkolog tarafından yapılması halinde sağkalımın anlamlı olarak daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Klasik olarak cerrahi Xsifoidden symphise kadar uzanan orta hat insizyon ile başlar. Batın açılır açılmaz yıkama yada asit sıvı örneği alınır ve takiben  dikkatli bir explorasyon yapılır. Kitle kapsulu ile birlikte intakt olarak çıkarılır. Peritoneal yüzeyler ve tüm barsak serozaları incelendikten sonra şüpheli tüm alanlardan biyosiler yapılır. Eğer tüm intra-abdominal alanlar normal izleniyorsa random peritoneal biyopsiler alınır. Takiben total abdominal histerektomi, bilateral salpingooferektomi, omentektomi, appendektomi ve retroperitoneal pelvik-paraaortik lenfadenektomi yapılır (Seçilmiş olgularda fertilite koruyucu cerrahi yapılabilir ancak bu asla standart bir tedavi yöntemi değildir). Agressif tümör cerrahisi gerektiği kadar yapılmalıdır ve amaç cerrahi bitiminde gözle görülebilir tümör  kalmaması olmalıdır. Tümör yükünün azaltılması adjuvant tedavinin etkisini arttırarak sağkalımı arttırmaktadır.

Cerrahi sonunda elde edilen histopatolojik verilere göre evrelenen olgulardan, evre IA, IB, Grade I, II hariç tümüne platin+ paklitaksel kemoterapisi verilir. Kemoterapi bitiminde en az 3 ayda bir olmak üzere hasta takiplere alınır ve rekürrens açısından hasta yakından izlenir.

Barsaklar üzerindeki yağlı tabakanın (omentum) çıkarılması.

Tümörün uterus ve barsakların bir kısmı ile birlikte çıkarılması.

Barsağın karın cildine ağızlaştırılması

Over kanseri cerrahisinden  sonra  operasyon yerinin kapatılması